top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıİnterhas

Buzağılarda İshale Neden Olan Başlıca Viral Etkenler

Buzağı ishalleri, sığır yetiştiriciliği yapılan işletmelerde ciddi ekonomik kayıplara neden olan önemli sağlık problemlerinden birisidir. Buzağıların neonatal döneminde meydana gelen hastalıklar enfeksiyöz (mikrobiyel, paraziter, viral), enfeksiyöz olmayan (vitamin-mineral-element eksikliği, anomaliler) şeklinde sıralanmaktadır.



Buzağı ölümlerinin başlıca nedenleri arasında; gastrointestinal sistem hastalıkları, dolaşım-solunum sistemi hastalıkları, güç doğum, septisemi, vit E ve selenyum eksiklikleri, yetersiz bakım, beslenme ve çevre koşulları sayılabilmektedir. Dünya genelinde yapılan araştırmalarda gelişmiş ülkelerdeki buzağı ölümleri %2-12 arasındadır (Sivula ve ark 1996, Wells ve ark 1996). Gelişmekte olan ülkelerde

buzağı ölüm oranı oldukça fazla olduğu (%30-35) bildirilmiştir. Buzağı ölümlerinin nedenleri arasında ishalin ön planda olduğu bilinmektedir. Wells ve ark buzağılar üzerindeki yaptıkları araştırmada, % 24.6 diyare, % 10 halsizlik, %8.4 solunum problemi, %4.1 dehidrasyon tespit etmişlerdir. Buzağılarda

meydana gelen ölümlerin büyük çoğunluğu diyare kaynaklıdır. Ölen buzağıların yaklaşık yarısı (%50.7) kolostrum almada yetersiz olduğu tespit edilmiştir (Sivula ve ark 1996). Buzağı ishalleri tüm dünya ülkelerinin tarım ve hayvancılık alanında ekonomik olarak oldukça zarar verdiği yönünde bilgiler bulunmaktadır. Buzağı ölümlerine bağlı yıllık ekonomik kayıplar İngiltere’de 20 milyon sterlin,

Amerika’da 976 milyon dolar ülkemizde ise 2016 yılı için 1.250.000.000 TL

seviyelerindedir (Çalık 2016). Buzağılarda ishale neden olan başlıca viral etkenler arasında Rotavirus,

Coronavirus, Bovine Viral Diarrhea Virus, Enterovirus, Adenovirus, Torovirus ve Norovirus olarak sıralanmaktadır. Buzağı ishallerine neden olan patojenler arasında yer alan rotavirus, coronavirus ve E. coli gibi ajanlar tüm buzağı ishallerinin %90’ından sorumlu olduğu bildirilmiştir (Garaicoechea ve ark 2006).

Rotavirus

Rotavirus, reoviridae familyasında, zarsız, kübik, büyüklükleri 60-80 nm, çift iplikçikli RNA yapısındadır. Etken ısıya dayanıklıdır. Virus 70 oC’de aktivitesini devam ettirebilmektedir.

Eter ve kloroforma karşı da dayanıklıdırlar. Yüksek pH ortamında dış kapsitte bulunan ve hemaglütinasyon yeteneğine sahip olan VP4 yapısı bozulur (Anthony ve ark 1991). Buzağıların kolostrumu ne zaman aldıkları, çevresel faktörler, aşılanma durumları, sütten kesilme zamanları ve enteropatojenik ajanlar gibi faktörler rotavirus enfeksiyonunun seyrini etkilemektedir (Brandt

ve ark 1992, Yazıcı 1992). Buzağıların ishalinden rotaviruslar (A grubu) ön planda yer almaktadır (Alfieri ve ark 2004, Fodha ve ark 2005). B ve C grubu rotaviruslar sığırlarda spontan olarak enfeksiyona neden olmaktadır (Tsunemitsu ve ark 1999). Rotaviruslar çevre koşullarında aylarca canlı kalabilmeleri ve dayanıklı olması nedeniyle bovine rotavirus ile enfekte diyareli buzağıların gaitası ciddi kontaminasyon kaynağı oluşturmaktadır (Murphy ve ark 1999). Bovine Rotavirus (BRV)

enfeksiyonu genellikle 2-21 günlük buzağılarda görülmektedir. Virusun replikasyon olduğu bölge ince barsaklardaki papillalardaki epitelyum hücreleridir. İnce barsaklarda villuslardaki

atrofi ve kript hücrelerindeki Proliferasyon sonucunda emilim azalmakta ve sekresyon artmaktadır. Emilim bozulduğu için mukoid, sulu ve sarı renkli ishale neden olmaktadır. Etken ağız ile alındıktan sonra (16-24 saat) klinik belirti olarak iştahsızlık, salivasyon, depresyon, sarı sulu ishal gözlenmektedir

(Bilal 2007). Maternal antikorların buzağıları BRV enfeksiyonuna karşı koruması ve gebelikte BRV’nin saçılımı üzerine çalışmalar bulunmaktadır.

Rotavirus ile doğal enfekte sığırların, doğum sürecinde iken etkeni saçtığı ve buzağıların bu süreçte kontamine olduğunu bildirmişlerdir. Maternal antikorların yeni doğan buzağılara kolostrum ile aktarılması ile buzağılamanın ilk haftasında enfeksiyonun meydana gelmesinin önlediğini bildirmişlerdir (Şahna 2002). BRV enfeksiyonun seyrini etkileyen en önemli faktör kolostrum ile alınan maternal antikorlardır. BRV’ye karşı aşı yapılmış sığırlardan elde edilen kolostrumun etkinliği üzerine birçok araştırmacının çalışmaları mevcuttur (Snodgras ve ark 1980, Le Rousic ve ark 2000). BRV’ye karşı aşılama ile elde edilen koruyuculuk, sürülerde meydana gelebilecek subklinik enfeksiyonların önlenmesinde ve maternal antikor ile oluşacak antikor süresinin uzadığını tespit etmişlerdir

(Tan ve ark 2007). BRV’ye karşı hazırlanan ticari aşılar Grup A içermektedir. Grup A rotavirus’da P1, P5, P11 ve G6, G8, G10 ishal olgularında görülen genotiplerini içermektedir. BRV enfeksiyonunda meydana gelen sıvı kaybının önüne geçmek amacıyla oral ve parenteral sıvı tedavisi yapılmalıdır.

Meydana gelebilecek sekonder enfeksiyonların tedavisinde antibiyotik tedavisi ile desteklenmelidir (Kaplon ve ark 2013).

Coronavirus

Coronaviruslar Nadovidovirales grubunda Coronaviridae familyası içerisinde yer almaktadır. Etken 80-120 nm büyüklüğünde pleomorfik, tek iplikçiklikli, pozitif poloriteli, helikal simetrili, segmentsiz ve genomik olarak RNA yapısındadır (Belouzard ve ark 2012). Viral zarın üzerindeki spike adı verilen çıkıntılar taç görünümü oluşturmaktadır. Bu yüzden Latincede corona (taç) ismi verilmiştir (Fields ve ark 1996). Bu virus, ilk kez Amerika’da ishalli buzağıların dışkılarında tespit edilmiştir. 5-30 günlük buzağılarda ishale neden olan patojen viruslardır. Ergin sığırların dışkılarında da virüs bulunmaktadır (Bilal 2007). Neonatal buzağı ishallerinde Bovine Coronavirus (BCoV)’nin en yaygın primer patojen olduğu bildirilmiştir (Hasöksüz ve ark 2002). Ülkemizde ise BCoV’un buzağı ishallerinde rotavirustan sonra ikinci sırada olduğu bilinmektedir. Türkiye’de BCoV enfeksiyonun seroprevalansı %1-37,1 arasındadır (Hasöksüz ve ark 2005). Virus sıklıkla enfekte gaita ile bulaşmış yem ve su ile ağız yolu ile bulaşmaktadır. (Tsunemitsu ve ark 1991). Etken canlı hayvanlar yoluyla ya da iatrojenik olarak kontamine personel ve alet, ekipman yoluyla taşınmaktadır (Decaro ve ark 2008, Fulton ve ark 2011). BCoV büyük hayvanlar genellikle ile subklinik seyreder ve enfeksiyonun sürü içinde yayılmasında önemli bir faktördür. Virusun saçılımında doğum, gebelik ve çevresel faktörler önemlidir (Saif ve ark 1991). BCoV enfeksiyonunun şiddeti, immunolojik durumu, buzağının yaşı ve virusun titresine ve suşuna bağlı olarak değişmektedir. Kolostrum almamış buzağılarda ishal çok şiddetli gelişmektedir (Wellemans ve Opdenbosch 1981). Coronavirus ishallerinin inkübasyon süresi 19–24 saat arasında olur. Coronaviruslar bağırsak villuslarının derinlerine kadar ilerleyerek kübik yapıdaki epitellerin yassı epitellere dönüşmesine yol açarlar. Bunun sonucu villus kript oranı azalır. Coronaviruslar kalın bağırsakta da yerleştikleri için su rezorbsiyonunda azalmaya ve şiddetli ishale neden olurlar. Kılcal ve lenf damarlarına yerleşerek mezenteriyel lenf düğümlerine kadar giderler. Dehidrasyon ve sıvı elektrolit dengesinde bozulmaya bağlı olarak hipovolemik şok ve ölüm şekillenebilir. E. coli, Salmonella, Clostridia, Cryptosporidium, v.s. gibi etkenler ile komplikasyon, mortalitenin artmasına neden olur (Bilal 2007). Kolostrum vasıtasıyla edinilen pasif bağışıklık yeni doğan buzağılarda önemli bir yer tutmaktadır. Kolostrumun içerdiği spesifik antikorların lokal olarak barsak lümeninde yeterli miktarda bulunması BCoV ishallerine karşı koruyuculuğu artırmaktadır

(Radostits ve ark 2007). Buzağıların immun sistemini uyarmak için gebe ineklere kuru dönemde iken paranteral aşı uygulaması yapılmalıdır. İshal sonucu meydana gelen sıvı kaybının destekleyici tedavi ve gerekli hijyen şartları ile düzeltilmesi önerilmektedir. (Clark 1993).

Bovine Viral Diarrhea Virus

Bovine Viral Diarrhea Virus (BVDV) flaviviridae familyasının pestivirus grubunda yer almaktadır. Sığırlarda BVDV, koyunlarda Border Disease, domuzlarda Hog Cholera hastalıkları meydana getirmekte ve bu üç enfeksiyon etkeni antijenik olarak birbirlerine yakındır. Pestivirus zarlı, RNA yapısında, ikozahedral simetrili, 50 nm büyüklüğünde pozitif poloriteli tek iplikçikli genoma sahiptir (Collett ve ark 1988). BVDV’nin iki farklı biyotipi bulunmaktadır. Bunlar sitopatojen (cp) ve nonsitopatojen (ncp) biyotip olarak enfeksiyonun patogenezinin temelini oluşturmaktadır (Akkina

1982). BVDV’nin genomik olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki genotipi bulunmaktadır.

Tip 1’de genital, solunum ve enterik problemler görülmekte, Tip 2’de ise benzer problemlerin yanında trombositopeni ve fötal hemorajik sendroma neden olmaktadır (Carman ve ark 1998) Etken enfekte olan sığırların nazal ve gözyaşı akıntıları, sperma, gaita, idrar, süt gibi tüm sekretorik akıntılar, iatrojenik olarak kontamine aşılar, suni tohumlama, embriyo transferi, otomatik enjeksiyon kullanma ve aşılama ile sağlıklı sığırlara bulaşmasına neden olur (Lohr ve ark 1983). BVDV enfeksiyonunda lökopeni, nazal akıntı, öksürük, ishal, gastrointestinal bölgede ülserasyon görülmektedir. Hastalığın akut evresinde morbidite yüksek, mortalite düşüktür. Mukozal Disease (MD) BVDV enfeksiyonun ishalle seyreden riskli hastalık tablosudur. Ölümler 6-7 gün içinde meydana gelebilmektedir. Enterik etkenlerden rotavirus, coronavirus, salmonella ve E.coli, respiratorik etkenlerden IBR, BRSV, PI3, pasteurella ile birlikte hastalığın şiddeti ağır seyretmektedir (Potgieter ve ark 1984).

Enterovirus

Bovine enterovirus (BEV), 27-30 nm büyüklüğünde RNA genomuna sahip, zarsız, ikosahedral yapısındadır. Etkenin bulaşma yollarının başında oral yol arkasından damlacık enfeksiyon yolu bulunmaktadır. Enfeksiyon subklinik olarak görülmekte ve etken lokal lenf yumrularına yerleşir ve antikor yanıtı düşük seyretmektedir. Enfekte sığırlar virusu dışkı ve nazal sekresyon ile yaymaktadır.

Adenovirus

Adenoviruslar DNA yapısında, 70-80 nm büyüklüğünde kompleks yapıda, zarsız ve lipid eriticilerine dirençlidir. Hayvanlarda ve insanlarda farklı serotipleri izole edilmiştir. Sığırlarda 9 serotip bulunmaktadır. Etken farengitis ve kataral keratokonjunktivitise neden olmaktadır. Danalar üzerinde

yapılan çalışmada solunum sistemi ve gastro intestinal sistemde bozukluklar meydana getirmektedir. Etken daha genç hayvanlarda ağır tabloya neden olurken yaş ilerledikçe direnç gelişmektedir.

Torovirus

Sığır torovirusu, Coronaviridae familyasındaki Torovirus cinsine ait, 25-30 kb uzunluğunda zarlı, pozitif- iplikçikli RNA virusudur (Koopmans ve Horzinek 1994). Torovirus, sığırlarda enfeksiyöz gastrointestinal ajanlardan birisidir ve domuz yavrularında ve çocuklarda baskın bir akut enterik

enfeksiyona neden olmaktadır (Lodha ve ark 2005).

Norovirus

Sığır norovirus, Caliciviridae familyasında Norovirüs cinsine ait, zarsız, tek iplikçikli bir pozitif RNA virüsüdür (7.4-8.3 kb) (Clarke ve Lambden 2000). Domuzların bir insan norovirus suşu ile enfekte olduğu ve bu virüsün dünya çapında zoonoz bir hastalık olabileceği düşünülmektedir (Cheetham

ve ark 2006).

Kaynak:

  • Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı Cilt 5 Sayı 61 Nisan 2018/ 70

  • Arş.Gör.Dr. Kamil ATLI, Prof.Dr. Yakup YILDIRIM, Yrd .Doç.Dr. Sibel HASIRCIOĞLU, (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Viroloji Anabilim Dalı İstiklal Yerleşkesi, BURDUR)

  • Prof.Dr. Oya BULUT, Doç.Dr.Oğuzhan AVCI (Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Viroloji Anabilim Dalı, Alaeddin Keykubad Yerleşkesi, KONYA)

189 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page